Osmanlı Şerh Geleneğine Yeni Bir Halka: İmam Bûsîrî’nin Kasîde-i Hâiyye’sine 19. Yüzyılda Yazılmış Arapça Bir Şerh
Keywords:
Arap Edebiyatı, Es-subhu beda, Mensur, Mustafa Kamil, Osmanlı Dönemi, YorumAbstract
Arap edebiyatının önde gelen isimlerinden olan, Fars ve Türk edebiyatında yüzyıllarca birçok sanatkâr üzerinde derin etki bırakan İmam Bûsîrî, özellikle Kasîde-i Bürde, Kasîde-i Hemziyye, Kasîde-i Mudariyye adlı kasideleriyle tanınmaktadır. İmam Bûsîrî her ne kadar bu kasideleriyle bilinse de onun hem dinî hem edebî yönünü ortaya koyan başka manzumeleri de olmuştur. Bunlar arasında yer alan Kasîde-i Hâiyye, ilk mısrasında geçen “Es-subhu beda” ifadesiyle anılan ve günümüzde bestelenerek ilahi şeklinde okunan bir kaside olarak dikkat çekmektedir. İmam Bûsîrî’nin Hz. Muhammed’e duyduğu muhabbetle yazılmış na’t türündeki 8 beyitten oluşan bu kısa kaside, İmam Bûsîrî’nin sonradan tertip edilen Divan’ında yer almış ve kafiye harfinden ötürü Kasîde-i Hâiyye (el-Kasîdetü’l-Hâiyye) olarak adlandırılmıştır. İmam Bûsîrî’nin şiirlerine; sayısız şerh, tercüme, tahmis vd. yazılmıştır. Bu çalışmada, 19. yüzyılda Anadolu coğrafyasında yaşamış Yemlîhâzâde Mustafa Kâmil Efendi’nin İmam Bûsîrî’nin Kasîde-i Hâiyye’sine Arapça ve mensur şekilde hermenutik bir yaklaşımla yazdığı şerh ele alınmıştır. Mustafa Kâmil Efendi’nin şerhi, İslam kültüründe şerh geleneği içerisinde Anadolu’ya ait değerlerle yorumlanan bir örnek olarak öne çıkmaktadır. Çalışma kapsamında daha önce üzerinde herhangi bir çalışma yapılmayan şerh metni yazıldığı dilden çevrilerek, şekil ve muhteva özellikleri incelenmiştir. Çalışmanın sonunda ise şerh metni, Osmanlı ve Arap edebiyatı şerh geleneği bağlamında tartışılmış; Mustafa Kâmil Efendi’nin edebî ve ilmî yönü ortaya konulmuştur.



